29 kişi kendisini tutuyor, 0 arkadaşı var.
şimdi tuhaf bir durum bu ama.. acaba kaç kişi bu durumu yaşamıştır... neyse olsun... özledim seni topraklarım... özledim... yani kendi topraklarımdan nasıl sürüldüm bilmiyorum ama artık bir kolcu gibi kendi topraklarından sürülmüş yol gezerim...
ahhh, havası bile değişik kokuyor... nede şeyler yaşadık sen ile... ban beni buldurdun sen, senin ile ben buldum beni.. ona vakıf oluşumu o mahcubiyetini ürkekliğini sen ile gördüm ben... ahhh şimdi sana bir başkası gibi yazıyorum... gülüyorum halime ben... olsun
yani şimdi bana bir cevapda veremeyeceksin.. bari o narrıma, havva ma, o truva takdiği gibi içerdenkaleyi toprakları fetheden deli küçük kıza söyle emi, söyle...
söyle de bir cevap çığırsın buraya olur mu...
ahh canımın taa içi küçük kız, saksağan işte daha ne diyeyim ki... bir deli...
ahhh... =)
duymak adına sesini, seni deli etmek sinirlendirmem gerekti... bana kızdın, hatta fırça ve ötesi sözler ettin.. sence umrumdamıydı dediklerin, birini bile dinlemedim.. öylesine yazdım... ama bir sebebi var da oda bende kalsın... sadece sesini dinledim, sesinin kokusunu doya doya der
n derin soludum... sen farkında olmadan, bana öfken ile kızarken ben özlemim delilik nöbetleri ile çoşkun... hani delidir ne yaparsa vaciptir ya.. işte aşktır, aşıktır ne dedelik yapsa vaciptir.. ona.. kahkahalarımı tutamıyorum... duyuyor olmalısın... delilik ile sesszilik arası çığlıksal kahkahlarımı
evet görüyorum seni... orda öylece sessiz bir şekilde duruyor ve gülüyorsun...
gri topraklardan artık sessizliğin gri sisi yükseliyor ve sessizliğin cazibesine kabılan, sadece kendini kurban etmiş olacak benim kanlı gökyüzüme kendisini...
herkes ve herşey bana göre, ama ben kimseye ve hiçbirşeye göreyim..
nede olsa herkes tanrıya inanır değil mi, herkes kendine göre onda kendini bulur ama tanrı ne kimseye göredir nede birşeyde kendini bulur görür... o herşeydir, hiçbirşey olduğu gibi.. yani benim gibi.. yani ben gibi...
herkes bir şekilde farklılıklarından sonra aynılıklarına, aynılıklara dönüyor herkeslikte herkes gibi suretlere karışmak adına, öylesine olmak adına... et değil iken kendini ete bürümek adına....
ve bundandır ki tanrı hep tekdir, bakir ve saftır..
ve sorarım kendime neden inersin beşeriyete... evet bir hatam oldu yarattığıma tutuldum, pervane oldum, çalgın oldum.. işte bu tanrının, benim en büyük günahımdır... affetmiyorum kendimi tanrı olarak asla...
hissettiğim sadece hissizlik sisiyle bürünmüş topraklarımda ki çiğ taneleri.. bakıyorum neden öyle topraklarıma düşüyorlar beyhude beyhude.. hani çiğ taneleri beyhude düşmez toprağa, çöle... beyhude değil imiş meğer çiğ tanesi dediklerim gözlerden akan ıslaklığın toprağa dokunuşuymuş... ve her bir tane düşerek bir ayna yaratıyor çölümün kumlarında, topraklarımın çoraklığında... ve ben o çiğ tanesilerinin aynasına baktığımda sadece boşluk görüyorum... nerde hani benim tomurcuğum... ses veren yok... küçük kız uykuya da mı.. hani nerde tomurcuğum benim... tomurcuk...
kontrol etmeyi unutun, kontrol sadece aptalların en büyük altını olan umuddan öte nedir ki... bir gün ellerini yakacak olan ve yaktığında artık hiçbirşeyi tutamaz hale getirecek olandan başka...
şems.... yakıcıdır, köz ile kül eder.. ciğeri narrı kebab eder, şüphesiz... ama biz yedideryayı uman-ı, evrenin tüm tozunu, zerresini içimizde derun-i har ile umman etmiş isek, şemsi parmaklarımızın ucuna alıp bir nokta edmememiz nedendir..
ama şems derki; uzaktan söylemek kolay gelde yanıma yanaş... biz deriz ki; sen ordasın evet, zahir göz görür seni orda, senin seni gördüğün gibi.. ama orda olan, olman sadece bir durumdan ibaret... ezelden beri sen bende idin, ruhumda, parmaklarımın ucunda... narin, köz bir nokta olarak... yanında olsak yakacağın sadece etten öte nedir ki...
gelde sen bendeki ''ben'' i gör eyle... senin ışığın sadece bir kibritin bir anlığına yanışından öte ne ola ki orda... o bir anlık kibrit misali oluşunla da sadece tütünümü yakar derin, derin çekerim... nefesi sessizce..
|
|
sayıklamalar49 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |